12 Kasım 2010 Cuma

KARANLIK ( özlediklerime)

Şimdi karanlık… Şimdi susuyorum…
İçimde geçmişten kalma bir acı.. Tarifi olmayan bir sıkıntı… Garip bir boşluk… Saçma sapan bir yalnızlık hissi…
Aslında sabahın ilk saatleri… Ama karanlık… Hala karanlık… Tuhaf bir huzursuzluk içimde… Anlam veremediğim bir boş vermişlik…
Kulaklarımı kapatmak sadece dışarıdan gelen sesleri duymamı engelliyor… Peki içimdeki ses ? Neden onu duymak istemediğim halde duyuyorum ? Neden hiç susmuyor içimdeki o ses ? Neden hep benimle konuşuyor? Hiç yorulmuyor… Sıkılmıyor… Ben çok sıkıldım…
Aklım çok karışık… İçinden çıkılmaz hale geldi sanki hayat… Sanki ben işe yaramazın biriyim… Kendimi asalak gibi hissediyorum… Ellerim yine titriyor… Gözlerim yine nemli ama ağlamak içimden gelmiyor… Eski zamanlara dair bir özlem var içimde… Çok eski zamanlar… Çocukluğum… Karanlık… Hala karanlık…
Hafta sonları dedemlerde yaptığımız o kocaman tepsideki çiğ köftenin kokusu burnumda… Gözlerim sevinçle parlardı… Bütün aile toplanmışız… Herkesin gözleri parlardı aslında… Şu an bakamadığım gözler…Bakmayı özlediğim gözler…
Bu kadar özleyeceğimi hiç düşünmemiştim o zamanlar … O tablodan o kadar kişi silinip gitti ki… Şimdi yaşadıklarım, bu kağıda yazdıklarım bir travma sanırım… Bir çeşit rahatlama yolu… İsyan belki… Belki özlem… Karışık… Hala karanlık…
Ruhum dipsiz bir kuyunun içinde… Dibe vursa … Vurmuyor işte.. Hep düşüyor… Hiç durmadan… İşte bu yüzden karanlık… Hep karanlık…
Duruyorum… Sakinim… Sakin olmam gerekiyor…Sessizlik iyidir derler…Benim suskunluğum şimdiki gibi sağır edici olsa da ben susuyorum… Sessizlik karanlığın içinden gelir… Susuyorum… Karanlık…
İçimdeki ses aydınlığı seviyor aslında.. Benim kontrolüm dışında bir iç güdü bu… Umut diyorlar buna… Karanlığın içinde sapasağlam kalmamı sağlayan şey… İşte o aydınlık sayesinde , o küçücük aydınlık sayesinde bu karanlık biraz da olsa çekilir oluyor… Ama hala karanlık…
Neyi kimi suçlamam gerek bilmiyorum… Ama en çok kendimi suçluyorum.. Hep bir hesaplaşma var içimde… her şeyle , herkesle hesaplaşıyorum… Bir sonuç yok elimde hala ama ben bu kendimle yüzleşme halinden bir türlü kurtulamıyorum… Neyi ne kadar doğru ne kadar yanlış yaşadığımı bilemiyorum.. Bana doğru gelen şeyler başkalarına yanlış gelebiliyor bazen.. Benim yanlışlarımsa zaten herkesin yanlışı… Sorunlar burada başlıyor işte.. Ben hep yanlış olanı mı yapıyorum farkında olmadan ? Gücüm bu kadar köreldi mi gerçekten ? Hemen pes eder oldum ben … Yoruldum mu ? Yaşlandım mı yoksa ? Bazen ne düşünmem gerektiğini bile bilmiyorum .. İşte bak yine karanlık…
Hayat karanlığın içinden aydınlığa çıkma çabasından ibaret mi ? Hayat yalanların içinde doğruyu bulunca kıymetini bilmeyi öğrenmek değil mi ? Hayat istediklerini sana verdiğinde şükran duymayı bilmekten ibaret değil mi ? Hayat yanlışlarını en aza indirmeye çabalamak değil mi ? Hayat ….  Tüm yollarında yürümeye hazır olduğum hayat… Karanlık….
YAR… Camdan bir kalbim olsun istemiyorum… Ellerinde buruşturup attığın bir kağıt parçası da olmasın… Kalbim senin hayatının en güzel köşesinde öylece kalsın istiyorum… Yanımda olsan da olmasan da hep öylece kalsın senin hayatında… Benim karanlığım senin aydınlığını alıp götürmesin … Yüreğime yaydığın ışığını bırak giderken.. Yanımda kalsın o ışık hep…  giderken onu bırak olur mu ? Karanlık … karanlık… karanlık…
Güneş doğacakmış birazdan kimin umurunda ? Göz yaşlarım akıp gitmekten aciz… Kulaklarım hala tıkalı.. İçimdeki o ses hala yorulmadı… Ellerim hala titriyor… Garip bir huzursuzluk… Anlam veremediğim bir yalnızlık hissi… Üşüyorum… Aklımda çocukluğumdan kalma bir aile tablosu… Keşke hepsi burada olsaydı… İçimdeki o küçücük aydınlığı onlara verecek gücüm olurdu… Karanlık… Hala karanlık…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder