26 Kasım 2015 Perşembe

CİHAN SULTANI

25.09.2015

CİHAN SULTANI

 O kadar iyi geldin ki bana..


  Son zamanlarda öyle güzel şeyler yazdım ki sayende.. Körelen kalemime ilaç oldun.Teşekkür ederim..
Ruhumun sana ihtiyacı varmış meğer.Yıllardır içimde hapsettiğim küf kokulu yaşanmışlıkların bana kattıklarını gördün sen.Gördün ve ben anlatmadan anladın.Konuşmadan anlattın.Tanrım! Ne kadar şanslıyım.Ellerimin en büyük iki sevdasına gül kokusu serptin sen.Mikrofon ve kalem...
Tüm düşüşlerim anlam kazandı sende.Her baktığım pencereyi kapattın,yenilerini açtın.Başka bir denizin dalgasını,başka bir rüzgarın kokusunu gösterdin bana.Kendime kattıklarıma yenilerini ekledin.Saklanmış tüm cümlelerimi aldın benden.Sesime ses oldun.Sanırım artık daha güzel şarkı söylüyorum...
   Zihnime kazınmış tüm endişelerimi rafa kaldırdın.Daha cesur notalar,daha histerik kelimeler yazdırdın bana.İrademi gösterdin.Ne kadar güçlü olduğumu gördüm seninleyken.Saygının iki kişi arasındakinden çok daha fazlası olduğunu,birbirini anlamak için konuşmak gerekmediğini öğrettin. 'Yazamam' dediklerimi yazdırdın.Bak! Satır satır anlatıyorum şimdi..
   En güzel yolculuğumsun.. En güzel yaşımda,herşeye 'en'lerden baktığım bu zamanda seni hayatımda kazanmış olmak paha biçilemez.Şimdiye kadar kaybettiklerime 'iyi ki' dedirttin.Şimdi sahip olduklarıma şükür ettirdin.İçindeki iyi niyeti öyle bir sundun ki bana; bildiğim tüm iyi niyetliler fesat kaldı senin yanında.. Beklentinin insana özünü bozdurduğunu,yan yanayken bile birini özleyebileceğimi gördüm seninleyken.Tüm bencilliklerimden vazgeçtim.Anladım,anlayış gösterdim,hala gösteriyorum...
   Öyle bir tını var ki ruhunda... Daha önce kimsede duymadığım.. Es'lerinde boğulmak için gözlerinin içine bakıyorum.Bunu bildiğinden hep susuyorsun.Seviyorum senin notalarında kaybolmayı.Yorulmuyorum,yormuyorsun..Aksine farklı bir dinginlik var üzerimde seninleyken.. seni düşünürken,varlığını zihnimde hep taze tutarken. Korkmuyorum anlıyor musun?
   Nasıl güzel sana sarılmak.Aslında tam olarak sen sarıldığında bırakıyorum ruhumu sana. İnsan sevişirken teslim olurmuş derler. Hayır! Ben sarılırken teslim oluyorum sana. Nakış nakış işliyorum benliğime sende gördüklerimi.Hatta senden aldıklarımı,sana verdiklerimi. Her geçen gün daha farkında olarak,daha inanarak,daha anlayarak.. Birinin hayatına kattığın anlam ne kadar önemli? Sen hangi anlamlara büründüğünün farkında mısın? Sen hangi anlamın değeri,hangi değerin anlamısın farkında mısın?
   Fısıldıyorum artık...
   İyi geliyor sessizlik bana. Sen 'yüksek sesle konuşma' dediğinden beri daha az yorgunum,daha çok anlaşılır.Söylediğin herşeyi bir bir kazıyorum aklıma.Çünkü senin söylediklerini hatırlamak beni kazandırdı bana.Teşekkür ederim...
   Sen benim pusulamsın. Yelkenlerimi korkmadan açtığımsın.Rüzgarı arkama almayı bana gösterdiğinden beri korkmadan demir aldığımsın.Hangi limanda duracağımın ne önemi var ki?
   İlk kez bir Eylül mutlu ediyor beni.Yağmurun bastırdığı bir gecede seni dinleyeceğimi düşünüp gülümsüyorum.Tebessümüm sensin.Sensin her şeyinde kaybolmayı göze aldığım.. Meğer neleri göze alabiliyormuşum ben? Hayretlerde kaldığım sensin,sonra kendime geldiğim yine sen...
   Hep yaşanmışlıklara yazdım bugüne kadar. Sen yaşanmamışlıklara satırları boyadığımsın.Hayatı mavi yaşamam gerektiğini bana gösterensin.Siyahlarımı duvarlarımdan kazıyansın.. Grilerimi bir dokunuşla maviye döndürensin. Benim gökkuşağım aslında sensin...
   Bir yanım deli gibi yazdıklarımı okumanı istiyor, diğer yanımsa deli gibi korkuyor.. Ya sana yüklediğim anlamları taşıyamazsan diye... Ya konuşmadan anlattıklarımı anlarken yazdıklarımı anlamazsan? Anlar mısın? İlk günden beri beni anlayan sen! Anlarsın.. Sadece sen anlarsın...
   Tutmasan da olur ellerimi.. Hiç dokunmasan hatta hiç bakmasan da olur gözlerime.. Sen uzakken bile bu kadar yakın olabiliyorsan bana , bu cümleleri yazdırabiliyorsan, dokunmanın bir önemi var mı? Yok! Hep yalnızken bile hiç yalnız kalmadığımsın sen...
   Sahte kalabalıkların içindeki tek samimiyetim,acı vermeden hasreti tek çektirenimsin... Bana böylesine iyi gelmişken beni nasıl üzebilirsin? Sen ki tüm üzüntülerime panzehirsin...



5 Haziran 2015 Cuma

Bana öyle bak

Bana öyle bak..
Gözlerimin içine içine... 
Kolay çıkamayacağım bir frekansın içine girdim.. Düzensiz sesler.. Garip nefesler.. 
Birini anlamaya çalışmamak,aslında sürekli olarak anlamak ne kadar harikaymış..
Kirpiğinin bile oynamasıyla aklından geçeni o an tahmin etmek..Hatta gülüşünün çizgilerinde sakladıklarını anlayıp gülümseyerek karşılık vermek..Ses tonundan ruhunu saydamlaştırmak.. Notalarında yüzmek.. Yüzmek? Suyun tenine değdiğinde hissettirdiği o özgürlük ve arınmışlık duygusu.. Özgür müyüm seninleyken? Peki ya arınmış? 
Aklımın labirentine yağan bir yağmur sonrası çıkan gökkuşağı gibisin.. Rengarenk...
Nasıl bir huzursun ki en ufak huzursuzluğu bile aklıma getirmeyen...
Dilinin kemiği olucak her zaman derler.. Olmasın...
Sevmiyorum içindekileri saklayan insanları ben... Belki de ben hiç bir zaman onlardan biri olamadığım için böyle.. Ne geldiyse başıma içimdekileri saklayamadığımdan geldi.. Ne önemi var ki? Kendin gibi olamadıktan sonra birinin yanında olmanın ne önemi var? Dilediğin gibi konuşamayacaksan, kendin gibi davranamayacaksan?....
Hiç olmadığım kadar BEN var karşında... Karşında,yanında,arkanda...
Aslında sadece ufkuma bakıyorsun şu anda...
Bir de yüzsen derinlerimde o zaman anlayacaksın çiğ tanesi ne zaman yağar çiçeklerin üzerine?
Ben dokunurum senin yapraklarına sen bilmeden... Ben fısıldarım yaralarına,yorgunluklarına... Başın ağrımaz... Canın yanmaz... 
Tesadüf diye bir şey yoksa bu hayatta, herşeyin bir sebebi varsa eğer, sen neye sebepsin? Ben neye sebebim sende?
Huzurumun sebebi ne? Korkunun sebebi ne?
Bana öyle bak...
Nedensiz,düşüncesiz bak...
Bana hep böyle bak..
Kokunu seviyorum...