Notaların esaretinde ki tuzlu bir deniz kızının inanılmaz serüvenine HOŞGELDİNİZ
7 Nisan 2011 Perşembe
3 Nisan 2011 Pazar
Blog yazmak iyidir
Yazmam lazım...
Hemde öyle bir yazmam lazım ki sayfalar tükenmeli.. İçimdeki bu düğüm olmuş cümleler çözülmeli...
Hayatın artık benim baktığım penceredeki gibi olmadığını biliyorum..Yüreğimi kimseye göstermemeye karar verdim.. Hani o maske dedikleri şey.. her neyse artık işte.. O maskelerden edinmeliyim en kısa zamanda..
Şimdi sebebini anlatayım :
Bir adam vardı...''İlk aşkım'' mı desem yoksa ''son olmaz sandım ama son oldu'' mu desem ne desem şuan bilemedim... Birlikte geçirdiğimiz 4 senenin sonunda evlenmeye karar vermiştik gerçi o aşamaya gelene kadar neler yaşadık orası da bir kaos.. Sonra birden öyle şeyler oldu ki.. Hayatımı mahvetmek üzere olduğumu görüp vazgeçtim.. Farklıydık ve belki de farklı olduğumuz için bu kadar tutkuyla sevmiştik birbirimizi onu hala çözmüş değilim... Çok zor oldu ama ayrıldık.. Beni bu ayrılık kararından vazgeçirmek için de kendince birşeyler yaptı aslında ama benim beklediklerim değildi... Dürüst olmam gerekirse İNANMADIM.... İşin en kötü kısmı da bu zaten : '' inanmamak''...
Aldım bavulumu bastım İstanbul'a gittim.. Kendim için birşeyler yapmalıydım ve yüksek lisans için başvurdum, sınavı kazandım ve başladım vs... Bu süreç boyunca (yılların verdiği alışkanlıktan ötürü) arada konuştuk mesajlaştık.. Ve birlikteyken bir türlü yapamadığı askerliği bu şahıs ayrıldıktan sonra yapmaya karar verdi.. Biz ayrıldıktan 3 ay sonra askere gitti.. E tabii kısa dönem olduğu için 1 ay sonra nereye gideceği belli oldu ve yemin töreninden sonra beni aradı. Konuşma aynen şöyle:
- Yanına geliyorum aşkım..
-Anlamadım nasıl ??
- İstanbul çektim geliyorum.. Artık aynı şehirde nefes alıcaz..
- ..............
O gün ne yaptım ? Kırdım attım sim kartımı gittim kendime yeni bir hat aldım.. Çünkü biliyorum HAYIR diyemicem ...Çünkü biliyorum yanına gidicem...
Ve askerliği boyunca 3 ya da 4 kez onu aradım çünkü o bana ulaşamıyordu benimde dayanamadığım zamanlar olmuştu...Her telefon konuşmamız ağlayarak bitiyordu bunu da belirtmek isterim.. Heee tabi buarada ben ilk gittiği günden başlamıştım saymaya Şafak 155-154-153-152............
10-9-8-7-6-5-4-3-2-1 ve bitmişti... Aradım... Telefonu açtığında hava alanındaydı dönüyordu.. Acayip şaşırdı hiç beklemiyordum falan dedi... geveledi...Ben SALAK beklediğimi bilsin istediğim için aramıştım aslında..Soğuk gecen bir telefon konuşması ve'' Seni hala çok seviyorum'' larla kapanan iki yürek...
Bunun üzerinden iki ay sonra doğumgünümde Facebook dan mesaj attı :
''Doğum günün kutlu olsun.Allah herşeyi gönlüne göre versin.Sevdiklerinle nice yaşlara.kib''
Yıllardır görmediğim ilkokul arkadaşlarımın attığı mesajlardan hiçbir farkı yoktu.Teşekkür ettim sadece ne yapayım yani ?? Nasıl olsa bir ay sonra onun doğumgünü .. E tabii bende mesaj attım Facebook dan... hemen hemen onunkine benzeyen bir mesaj..Gayet özensiz ve sıradan.. Ve o da benim yaptığımı yapıp kuru bir teşekkür etti.Ama ertesi gün.... Aman Tanrım ertesi gün tam bir kabustu... Ekranın sağ alt köşesinden bir yazı ''Facebook kullanıcısından yeni bir e-posta aldınız''. Ve ben şokkkkkkkkkkkkkk....
''Orda mısın?'' Neyse tabiikide burda ekranın başındaydım ve eski msn adreslerimize girdik konuşmaya başladık..Birşey olacak ya benim internet sapıttı ve ne yaparsam yapayım 1 saat boyunca bağlanamadım.. Son çare aradım bunu...Dedim böyle böyle bekleme diye aradım...Sevindim sesini duydum diye devam eden bir konuşma ve BEN EVLENİYORUM diye noktalanan bir cümle ...Kiminle diye nefesim tükenerek sorduğum bir soru... Şununla diye yüreğime indirilen kırbaçlar...Nasıl oldu ne zaman başladı diye çırpınarak sorduğum anlamsız sorular ve saat sabahın 5inde ELVEDA HERŞEYİM diye iki tarafında ağlayarak AŞK hayatına koyduğu son nokta...
Hemen akabinde yılbaşı 2011 e giricez.Ben mi yeniyıla girdim yeniyıl mı bana girdi pek anlamadım açıkçası bu sene..Zaten yılbaşından 1 hafta sonra mezun oldum ve İZMİRime geri döndüm.Herşeyin başladığı yere..Anılar üzerime üzerime gelse de ayakta durdum.Çünkü yediğim darbe paha biçilemezdi.
Ve 2 gün önce çok büyük bir tesadüf sonucu evlenmek üzere olduğu kişiyle ( tanıyorum ) askere gitmeden önce ilişkilerinin başladığını öğrendim. Hemde fotoğraflı belgelerle..Yani sözün özü benim boynuzlar İstanbula 3. köprüyü çoktan kurmuş.
Şimdi soruyorum : Ben o sim kartı kırıp atmasaydım şimdi ne olucaktı??
Bütün bu olanlara rağmen hala kapımın önünden geçmesini ve özelden ev telefonunu arayıp sesimi dinlemesini hesaba katmıyorum tabii..
Bu bir adamın kendisini terkedip hayatına devam edebilen güçlü bir kadına olan hazımsızlığı mıdır??? Yoksa ''sen bensiz bir hiçsin'' dediği kadının aslında onsuz ÇOK ŞEY olduğunu görmesinden kaynaklanan hırsı mıdır??
Ayrılalı 1 seneyi geçti ve hayatımda ne kadar doğru bir karar verdiğimi anlayıp seviniyorum desem yalan olur...Böyle bir adamla nasıl 4 sene geçirdim diye üzülüyorum dersem de yalan olur... Ben bu saatten sonra ne desem yalan olur...NOKTA ( aşka)
NOT : okursanız hayrına bi yorum yapın bari de hala delirmediğimi anlayayım =)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)